top of page

Eşimle Günlerce Küs Kalıyoruz: Sessizliğin Altında Ne Var?

Arthur ve blog yazısı görseli
Arthur ve blog yazısı görseli



Danışmanlık görüşmelerinde en çok duyduğum cümlelerden biri şu: "Kavga bitiyor ama aramızdaki sessizlik kavganın devamı gibi sürüyor. Üç gün, bazen bir hafta konuşmuyoruz."

Aslında çiftleri en çok yoran şey kavganın kendisi değil. Kavgadan sonra eve çöken o sessizlik. Yemek yapılıyor, çocuklar okula gidiyor, akşam aynı yatakta yatılıyor ama iki kişi birbirine bakmıyor. Dışarıdan bakan bir şey anlamaz. İçeride ise ikisi de rahat değildir.

Gelin bu sessizliğin neden bu kadar uzadığına ve bu durumu önlemek için neler yapabileceğimize bakalım.

Küsmek çoğu zaman inat değildir

Dışarıdan bakınca küslük inatçılık gibi görünüyor. "Bir adım atsa bitecek" deniyor. Ama işin içinden bakınca durum başka.

Tartışma kızıştığında beden alarma geçer. Kalp hızlanır, nefes daralır, omuzlar kasılır. John Gottman'ın çiftlerle yaptığı çalışmalarda gösterdiği gibi, insan bu noktaya geldiğinde karşısındakini artık gerçekten duyamaz. Söyleneni anlamak yerine kendini savunacak cümleyi arar. Beden tek şey ister: bu gerginlik bitsin.

Sessizlik işte burada devreye girer. Susmak kavgayı durdurur. O an işe yarar. Ama sonrasında iki kişiyi de yalnız bırakır.

Yani susan kişi genelde ceza vermiyordur. Kendini korumaya çalışıyordur. Sorun şu ki karşı taraf bu susmayı koruma diye okumaz. "Umursamıyor, çözmeye çalışmıyor, beni önemsemiyor" diye okur.

Peki bu susmayı nereden öğrendik

Kimse küsmeyi evlendikten sonra öğrenmiyor.

Bir düşünün, siz küçükken evinizde tartışma nasıl geçerdi?

Bazı evlerde sesler yükselirdi, kapılar çarpılırdı, sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edilirdi. Bazı evlerde ise hiç bağırılmazdı. Onun yerine anne iki gün konuşmazdı. Baba akşam eve geç gelirdi. Kimse "bana bunu yaptığında kırıldım" demezdi. Herkes bunu evin havasından anlardı.

İkinci evde büyüyen çocuk çok net bir şey öğrenir. Kırıldığını söylemek riskli, susmak güvenli.

O çocuk büyüyor, evleniyor. Eşiyle ilk kez ciddi tartıştığı gün bedeni eski dersi hatırlıyor ve susuyor. Karşısındakine kızgın olduğu için değil, elinde bildiği tek yol bu olduğu için.

Bu yüzden küslük çoğu zaman sadece iki yetişkin arasında geçmiyor. Aynı masada iki farklı çocukluk konuşuyor.

Genelde biri susar, diğeri peşinden gider

Çiftlerde çok sık gördüğümüz bir düzen var. Biri geri çekilir, diğeri arkasından gider ve "konuşalım" diye üsteler. Yaklaşan kişi ne kadar üstelerse çekilen o kadar uzaklaşır. Çekilen ne kadar susarsa diğeri o kadar telaşlanır.

İkisi de kötü niyetli değil. İkisi de aynı şeyi merak ediyor: aramızdaki bağ hâlâ duruyor mu?

Susan kişi için o sessizlik "biraz sakinleşeyim de kırıcı bir şey söylemeyeyim" demek. Peşinden giden kişi için ise aynı sessizlik "beni umursamıyor, bu ilişkiyi düzeltmeye çalışmıyor" demek.

Aynı sessizliği iki kişi iki ayrı şekilde okuyor. Kavganın günlerce uzamasının asıl sebebi bu.

Evdeki çocuk bu sessizliği duyar

Çocuklar tartışmanın kelimelerini anlamayabilir ama evin havasını şaşmaz şekilde okur.

Bebeklerle yapılan bilinen bir çalışma var. Anne bir süre bebeğiyle normal şekilde oynuyor, sonra yüzünü hiç oynatmadan ifadesizce bakmaya başlıyor. Bebek önce gülüyor, sonra ses çıkarıp dikkatini çekmeye çalışıyor, sonra huzursuzlanıp ağlıyor. Kimse bağırmadı. Sadece bir yüz kapandı.

Evdeki küslük çocuk için buna benziyor. Ortada bağırış yok ama iki yetişkinin yüzü kapanmış. Çocuk bunu genelde kendine bağlıyor. "Sabah ben yaramazlık yaptım, herhalde ondan" diye düşünüyor.

Bir de şu var. Çocuk bu evde kavganın nasıl çözüldüğünü izleyerek öğreniyor. Küsülerek çözülüyorsa, yıllar sonra kendi evinde de küsüyor.

Bu suçlanacak bir şey değil. Sadece fark edilmesi gereken bir şey.

Peki ne yapabiliriz

Küslüğü tamamen bitirmek gerekmiyor. Kısaltmak bile çok şeyi değiştiriyor. Birkaç somut adım:

1. Sessizce çekilmeyin, çekildiğinizi söyleyin. Odadan susarak çıkmak yerine tek cümle kurun: "Şu an çok gerginim, biraz kendime geleyim, bir saat sonra konuşalım." Bu cümle sessizliğin anlamını değiştirir. Bırakıp gitmek olmaktan çıkar, ara vermek olur.

2. Ne kadar ara vereceğinizi söyleyin. En çok yıpratan şey, ne zaman biteceği belli olmayan sessizlik. Süre söylendiğinde karşı tarafın içi rahatlar, çünkü geri dönüleceğini bilir. Yirmi dakika da olur, akşam yemeği de. Önemli olan söylenmesi.

3. Döndüğünüzde olayı değil, ne hissettiğinizi konuşun. "Sen şöyle dedin" diye başlayan cümle kavgayı baştan açar. "O an kendimi yalnız hissettim" diye başlayan cümle kapıyı aralar. Amaç haklı çıkmak değil, anlaşılmak.

4. Barışmak için ortak bir yol belirleyin. Her çiftin küslükten çıkmak için bir yolu vardır. Çay demlemek, omza dokunmak, kısa bir mesaj atmak. Bunu sakin bir gün birlikte kararlaştırın. Kriz anında insanın aklına bir şey gelmez, hazır bir yol varsa kullanılır.

5. Çocuğa küçük bir cümle kurun. Barıştıktan sonra "Babanla tartıştık, sonra konuşup hallettik. Seninle ilgisi yoktu" demek yeterli. Bu cümle hem çocuğu rahatlatır hem de ona kavgaların çözülebileceğini gösterir.

🐺 Arthur Diyor ki Susmak bazen kavgayı durdurur ama bağı da durdurur. Konuşacak halin yoksa bile "şimdi konuşamıyorum, ama buradayım" demek küsmekten çok daha az yıpratır.

Kapanış

Günlerce küs kalmak karakter meselesi değil. İki insanın küçükken öğrendiği korunma yollarının aynı evde karşı karşıya gelmesi.

Bunu fark etmek bile çok şeyi değiştiriyor. Çünkü karşınızdakini inatçı biri olarak değil, susmayı güvenli bulmuş biri olarak görmeye başlıyorsunuz. Böyle bakınca ilk cümleyi kurmak da kolaylaşıyor.

Önce bağ kurun, çözüm arkasından geliyor.

Evinizdeki tartışmaların altındaki kökleri adım adım çalışmak isterseniz Aile Problemlerine Çözüm Rehberi size somut bir yol haritası sunuyor.

@nuterapi · www.nuterapi.com

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page